Onaylayan yok ama etik dışı davranan çok. Özellikle de spor camiasında sıkça karşılaştığımız etik dışı davranışlar, Fair Play’in ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor
Futbol başta olmak üzere birçok sporda, çoğu zaman etik olmayan davranışlar gün yüzüne çıkıyor. Sporcu, hakem, yönetici, antrenör, taraftar gibi sporun en önemli paydaşları, Fair Play kavramını unutup hatta kimi zaman da yok sayıp, sporun o istenmeyen çirkin yüzünü ortaya çıkarıyor. ‘Sporda etik dışı davranışlar’ olarak adlandırdığımız o ‘çirkin yüz’, sporda şiddet, ayrımcılık, doping, şike vb. olarak vücut buluyor.
Geçmişten günümüze yaşanan bu tür davranışların sporcuların ya da diğer paydaşların spor hayatlarını olumsuz etkilediği, hatta sonlandırdığı da oluyor. Bununla birlikte etik dışı davranışta bulunan kişilere maddi, manevi çok ciddi yaptırımların uygulandığı da gözleniyor. Etik olmayan davranışlarda bulunan kişiler, bunun bedelini çoğu zaman, ‘spor hayatı’yla ödüyor.
SPORDA AYRIMCILIK
Sporda etik dışı davranışlar arasında yer alan ayrımcılık, gerek dinsel gerek kültürel gerekse de cinsiyet farklılığından kaynaklı olabiliyor. Bunun yanı sıra, engelli bireylere yapılan ayrımcılık da azımsanmayacak derecede. Ayrımcılığın en önemli konuları arasında ise ‘ırkçılık’ geliyor. Spor müsabakalarında ‘ırkçılık’, Türkiye’de zaman zaman kendini gösterse de özellikle de Avrupa’da çok ciddi bir sorun.
Tarihler aralık 2020’yi gösterdiğinde, bir Türk takımı, ‘ırkçılık’ skandalıyla karşı karşıya kalmıştı. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Paris Saint-Germain (PSG), sahasında Başakşehir’i konuk etmişti. Karşılaşmanın 17’nci dakikasında, bir pozisyonun ardından hakeme itirazda bulunan Başakşehir Yardımcı Antrenörü Pierre Webo, maçın dördüncü hakemi Constantin Sebastian Coltescu tarafından ırkçı saldırıya uğramıştı. Başakşehir, hakemin ırkçı sözler sarf etmesi sonrası sahadan çekilmişti.
Olay, dünya basınında, ‘ırkçılık skandalı’ manşetiyle geniş yankı bulmuştu. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), ırkçı saldırıda bulunan hakemi, 2020-2021 sezonu sonuna kadar hakemlikten men etmişti.
IRKÇI SALDIRIYA DANSLA CEVAP!
Futbolculuğu döneminde, ırkçı saldırılara birçok kez maruz kalan Kamerunlu eski yıldız Samuel Eto’o, 2005 yılında Barcelona formasıyla ırkçı saldırıya uğramış, ardından saldırıyı protesto etmişti. Real Zaragoza maçında gol attığı anda, rakip taraftar Eto’o’ya, ‘siyah maymun’ diye tempo tutmuş, Samuel Eto’o da maymun dansı yapıp ırkçı tezahüratta bulunan taraftara, yaptığı protestoyla cevap vermişti.
Beşiktaş taraftar grubu Çarşı da ırkçı saldırıların hedefinde olan Samuel Eto’o’ya, “Hepimiz zenciyiz, Hepimiz Eto’o’yuz”, “We love you Eto’o (Seni Seviyoruz Eto’o), Çarşı ırkçılığa karşı” yazılı pankartlar açıp birçok kez destek vermişti. Samuel Eto’o, Türkiye’de 2015-2018 yılları arasında, Antalyaspor ve Konyaspor formaları da giymişti.
SPORDA ŞİKE
Sporda etik dışı davranışlar olarak adlandırdığımız bir diğer konu başlığı ise şike. Şikenin sözlük anlamına baktığımızda, “Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma; bir çıkar karşılığı, uzlaşarak iş yapma, aldatma” tanımının yapıldığı görülüyor. Sporda şikenin de birçok örneği mevcut.
İtalya Serie A, 2006 yılında şike iddialarıyla çalkalanmıştı. Başlatılan soruşturma sonucunda, başta Juventus olmak üzere birçok kulüp suçlu bulunmuş ve cezalar yağmur gibi yağmıştı. Serie B’ye düşürülen Juventus’un 2005 ve 2006 şampiyonluk ünvanları elinden alınmış, bir sonraki yıla -9 puanla başlamasına karar verilmişti. Hem Juventus’un hem de Fiorentina’nın 2006 ve 2007 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı da elinden alınmıştı. Fiorentina’nın bir sonraki yıla -15 puan, AC Milan’ın -8 puan, Lazio’nun ise -3 puandan başlamasına karar verilmişti. Lazio’nun ayrıca, 2006-2007 sezonunda UEFA Kupası’na katılma hakkı da alınmıştı.
TÜNELİN UCU ‘ALTIN’A ÇIKTI
Kübalı atlet Rosie Ruiz, 1980 Boston Maratonu’nda altın madalya elde etmişti. Fakat, vücut tipinin maraton koşucularıyla benzerlik göstermemesi, müsabaka esnasında diğer koşucuların kendisini hiç görmemesi, yarış sonunda yeteri kadar yorgunluk belirtisi göstermemesi gibi nedenlerden dolayı şüphe oluşmuş ve soruşturma başlatılmıştı. Yapılan soruşturmanın ardından Kübalı atletin yolun büyük bir kısmını metroyla tamamladığı ortaya çıkmış, Rosie Ruiz soruşturma sonucunda diskalifiye edilmişti.
Bir diğer şike olayı da teniste yaşanmıştı. 2015-2016 yılında düzenlenen Romanya, Rusya, Almanya ve Türkiye’nin yer aldığı Futures Turnuvası’nda, Ukraynalı ikiz sporcular Gleb ve Vadim Alekseenko’nun şike yaptıkları tespit edilmişti. İkiz tenisçiler, yasa dışı bahis oynadıklarının kanıtlanmasının ardından spordan ömür boyu men edilmiş ve para cezasına çarptırılmıştı.
SPORDA DOPİNG
Doping, “Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) tarafından yasaklanmış maddelerin veya yöntemlerin, gerek yarışmadan önce gerekse yarışma esnasında zihinsel veya bedensel performansı artırmak amacıyla sporcularca bilinçli veya bilinçsiz kullanılması” şeklinde tanımlanıyor. Doping, sporcuları hem bedensel hem de ruhsal açıdan olumsuz etkiliyor; bazı anlarda ölümcül sonuçlara bile yol açıyor.
Bisiklet sporunda, 1999-2005 yılları arasında üst üste yedi kez Tour de France (Fransa Bisiklet Turu) şampiyonu olan Lance Armstrong, yıllarca doping iddialarını inkâr etmişti. Spor kariyeri boyunca performans artırıcı ilaçlar kullandığının kesinleşmesinin ardından 2013 yılında doping yaptığını itiraf eden Armstrong, hem kazandığı tüm kupaları kaybetmiş hem de spordan ömür boyu men edilmişti.
2012 Londra Olimpiyatları’nda şampiyon olan milli atlet Aslı Çakır Alptekin, dopingten üç defa ceza almıştı. Türk atletizminde adı dopingle en fazla anılan sporcu olarak tarihe geçen Aslı, Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından müsabakalardan ömür boyu men edilmişti. Milli atletin ayrıca, hem olimpiyat madalyası hem de uluslararası alanda elde ettiği tüm madalyalar elinden alınmıştı.
SPORDA SALDIRGANLIK VE ŞİDDET
Sporda saldırganlık ve şiddet olayları, spor müsabakalarında hiç görmek istemeyeceğimiz ama en çok gördüğümüz etik dışı davranışlar olarak karşımıza çıkıyor. Saldırının derecesi fark etmeksizin hepsi de oldukça can sıkıyor. Hatta kimi zaman yine ölümle bile sonuçlanıyor.
Dünya futbol tarihinin en acı olayları arasında yer alan ‘Heysel Faciası’, onlarca kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olmuştu. 1985 yılında, Liverpool ile Juventus arasında oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Finali öncesi, 39 Juventus taraftarı, ezilerek ya da duvara sıkışarak can vermiş, 600 kişi de yaralanmıştı. Brüksel’in Heysel Stadyumu’nda yaşanan bu olay, holiganizmin ve şiddet olaylarının en yoğun hissedildiği maçlardan birisi olarak tarihe geçti.
Sporda şiddetin en acı örneklerinden biri de Brezilya’nın şampiyon olduğu 1994 Dünya Kupası’nda yaşandı. Kolombiyalı futbolcu Andres Escobar, ABD’yle oynanan maçta kendi kalesine gol atmış, Kolombiya, ABD’ye 2-1 yenilip turnuvaya veda etmişti. Escobar turnuva sonrasında ülkesine döndüğünde, silahlı saldırıya uğrayarak yaşamını yitirmişti.
Sporda saldırganlık ve şiddet olaylarının geçmişten günümüze birçok örneği bulunuyor. En güncel örneklerinden biri de geçtiğimiz aralık ayında Ankara’da yaşandı. 11 Aralık’ta oynanan Ankaragücü- Çaykur Rizerspor maçının bitiş düdüğüyle beraber, Ankaragücü Başkanı Faruk Koca, sahaya girerek hakem Halil Umut Meler’e yumruk atmış, Koca’nın yanındaki kişiler de hakem Meler’in kafasını tekmelemişti.
KOCA: “FAİR PLAY’E GÖLGE DÜŞÜREN HİÇBİR TAVIR STATLARDA OLMAMALI”
Faruk Koca, yaşanan olayların ardından 12 Aralık’ta cezaevine gönderilmiş, yaptığı yazılı açıklamayla hakem Halil Umut Meler, Türk hakem camiası ve spor kamuoyundan özür dileyip Ankaragücü başkanlığından da istifa etmişti.
Ankaragücü eski Başkanı Koca, yaptığı açıklamada, “Spor sahaları centilmen müsabakanın mekânı olması gerekir. Benim tavrım da dahil olmak üzere Fair Play’e gölge düşüren hiçbir tavrın statlarda, salonlarda olmaması gerekir” diyerek de Fair Play olgusuna vurgusu yapmıştı.
12 Aralık’ta cezaevine giren Faruk Koca, 15 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmişti. Koca’ya ayrıca, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından da futboldan ömür boyu men cezası verilmişti.
“FAİR PLAY, İNSANIN İÇİNDEKİ ŞEYTANI YENMESİDİR”
Sporda, geçmişten günümüze süregelen sporda etik dışı davranışların hiçbir spor paydaşına yarar sağlamadığı ortada. Aksine, bu tür olumsuz davranışların sonuçlarının hep keyifleri kaçırdığı, kimi zaman da geri dönülemez yollara sürüklediği görülüyor. Ankaragücü eski Başkanı Faruk Koca’nın da vurgu yaptığı gibi Fair Play’e gölge düşüren hiçbir tavrın ne sporda ne de toplumsal yaşamda yerinin olmaması gerekiyor.
Fair Play anlayışının öneminden bahseden Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Fair Play Komisyonu 2’nci Başkanı Prof. Dr. Bilge Donuk, “Fair Play, onur, içgüdü, duygu ve akıl karışımı bir davranış şeklidir” dedi.
“Adil insan, inancı varsa Allah’tan korkar, inancı yoksa kendi vicdanından korkar” diyen Prof. Dr. Donuk, “Adil insan, şeref, haysiyet ve gurur anlayışı taşıdığı için çıkar yolunda kendini harcamaz. İftira etmez. O nedenle de Fair Play anlayışının içinde onurun yeri açık olarak gözükmektedir. Fair Play kimi zaman yazılı kurallara tam anlamıyla uymayı, kimi zaman da yazılı olmayan saygı, hoşgörü, sevgi, adalet ve dostluk içeren davranışlarda bulunmayı içeren geniş bir kavramdır. Fair Play, kişinin bir olay içinde rakiplerine, çevredekilere, kendi, hayatını, geleceğini, ailesini ve çıkarlarını düşünmeden özverili benlik duygusundan uzak davranışıdır. Fair Play, eskilerin ‘Nefs-i emare’ dedikleri içindeki şeytanı yenmesidir” diye konuştu.
ATATÜRK’ÜN FAİR PLAY ANLAYIŞI
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Fair Play’e verdiği önemi örnek sözleriyle hatırlatan Bilge Donuk, “Atatürk, ‘Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim’ sözünün yanı sıra sporculara, ‘Her boy ölçüşmede arkalarında Türk milletinin bulunduğu ve millet şerefini düşünmelerini Türk sporcularına meslek düsturu olarak kaydediyorum’ diyerek spor sahalarında ahlak dışı, sportmenliğe ve Fair Play’e aykırı davranışlardan uzak durulmasını söylemiştir” ifadelerini kullandı.
Sporda etik dışı davranışların spora zarar verdiğine de değinen Donuk, “Fair Play ruhuna aykırı davranışlar olarak sayabileceğimiz; şiddet, doping, ayrımcılık, kötü sözler ve bahis-şike gibi herhangi bir olumsuzluğun olduğu yerde sporu geliştiremez ve ekonomik bir değer elde edemezsiniz. Bu yüzden ülkemizde spor ekonomisi gerektiği büyüklüğü yaratamadığı gibi her geçen gün borç miktarları artmaktadır. Sporun paydaşları, ilk önce hoşgörü ortamı yaratmalı, bu yönde adımlar atmalıdır. Geçmişten günümüze, bu bahsettiğimiz olumsuzluklar hep olmuştur, olmaya da devam edecektir. Fair Play felsefesi ile ortaya konulacak çalışmalar, eğitimler ve kurallar ile beraber güçlü ve uygulanabilir yasalar ile bu olumsuzluklar en aza indirgenecektir” şeklinde konuştu.
FAİR PLAY’İ TANIMAYAN “SPORCUYUM” DEMESİN!
“Fair Play, sporun ve sporculuğun temel şartıdır” diyen Bilge Donuk, “Fair Play’i tanımayan insan ‘Ben sporcuyum’ diyemez. Fair Play sportmence davranış demektir. Sportmence davranış deyimi ise sporun dışına taşıp ahlaklı davranış anlamını taşıdığına göre Fair Play’i açıklarken bulduğumuz deyimler arasına, ‘ahlaka uygun davranış’ deyimini de ekleyebiliriz. Sporcular ne kadar yetenekli olurlarsa olsun, Fair Play ve etik dışı davranışlar içinde bulunmak, bu şekilde bir karakter profili ortaya koymak, onların Avrupa ve dünya çapındaki kulüplere gitmelerini engelleyebilir. ‘Sizi buraya getiren yeteneğiz, burada tutacak olan ise karakterinizdir’ sözünü unutmamalıdırlar’ diye görüş belirtti.
Sporculuğun temel ilkelerine de dikkat çeken Prof. Dr. Donuk, “Dürüst davranmak, bahis oyunlarından ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak, topluma örnek kişiliğe sahip olmak, rakiplerine, takım arkadaşlarına, antrenörlere, basın mensuplarına ve seyircilere saygılı olmak ve yenilgiyi doğal bir sonuç olarak kabul etmek, seyirciyi tahrik edecek, şiddete yol açacak davranışlardan kaçınmak, hakemlerin kararlarına saygı göstermek, doping maddelerinden uzak durmak sporculuk temel ilkeleri olarak kabul edilmektedir” açıklamasında bulundu.
Sporcuların gerek sosyal gerekse de spor yaşantılarında her daim Fair Play anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini de dile getiren Bilge Donuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sporcular, hem sahada hem de toplumsal yaşantılarında Fair Play ve ahlak anlayışı ile hareket ettiklerinde kendilerini takip eden insanlara güzel ve örnek bir model olurlar. Örneğin, güreşçi tekkeleriyle kurumsal bir yapı gösteren güreş, uygulayıcısı olan pehlivanlara gerek sosyal hayatta, gerekse sporun bizzat uygulanışında ahlaki sorumluluklar yüklemekte ve toplumda olgun insan tipinin ‘pehlivan’ kavramıyla özdeşleşmesine neden olmaktaydı. Pehlivanlık ünvanı, Osmanlı’da sadece spor müsabakalarında başarılı olan ve Fair Play ruhuna uygun hareket edenlere değil, tüm toplumsal yaşantılarında topluma örnek olan adil ve dürüst kişilere verilmekteydi.”
- Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Didem Çam’ın sorumluluğu altındadır. Avrupa Birliği’nin ve Gazeteciler Cemiyeti’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

